HİLAL's profileALLAH AŞKINLA YANANLAR...PhotosBlogListsGuestbook Tools Help

 

 
 
 
 
 
 

   

 

 

  

 

Image Hosted by ImageShack.us

 

 

 
                                                                        

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 


 

Comments (69)

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in


Don't have a Windows Live ID? Sign up

ahmed akwrote:

MERHABA EY NEBİ

 Yanında olmak, devrinde yaşamak,
Gül devrinde, yanında olmak isterdim.
Ne çölde bir kum tanesi, ne kabzada gümüş,
Ne devrinde bir taş,
Ne baktığı hâlde seni göremeyen bir baş.
Hayır... Hayır Ya Resûlallah,
Ayağında toz değil,
Yanında davanda olmak isterdim.

Miraçtan döndüğünde sana inanan Sıddık.!
Heybetiyle Şehadete gelen, Ömer,
Uhut'ta Hamza olmak isterdim.
Ali olmak isterdim Hicret'te.
Ölümü göze alıp yerine uzanan
Göz yaşlarını sildiğin Fâtıma,
Açlıktan taş bağladığında vücuduna,
Sana sofra açan kardeş olmak isterdim.
Seni seviyorum dediğin,Muaz olmak isterdim.

"Sana inanıyor seni seviyoruz,
Allah'ın izniyle emret bize,
Emret'te bizler, denizlere yürüyelim."
Diyen, Saad b. Muaz olmak isterdim.
Seni gören bir kul değil,
Yüreğinde coşkusuyla imanın,
Davanda ben de varım diyen,
Akabe'ye ilk gelen Ashab olmak isterdim.
Hayır... Hayır, toz değil Ey Nebi
Taif'te bir dev olmak isterdim.

Değmesin diye sana taşlar.
Dağlar devrilmeyi beklediğinde
"Affeyle Allah'ım" diyen duanı duymak isterdim.
Hoş görebilmeyi,Tebessümü senden öğrenmeyi,
Mescitte seni özlemeyi,

"Anam-Babam Sana Feda olsun"
Vazgeçeriz senin için her şeyden
Diyenler gibi, huzurunda öğrenci olmayı,
Dinlemeyi, eğitmeyi, öğretebilmeyi,
Öğretmeliği senden öğrenmek isterdim.

Hamd olsun, çağların ve zamanın sahibine
Yine; Uhut'ta, Hendek'te, yine Bedirlerdeyiz.
Evlerimize girdi Müşrikler;
Kara kutulardan vuruyor sinsice
Muhammed'ül-Emin diyorlardı,
Müşrikler de biliyorlardı, görmüşlerdi seni.
Gururları, şirk girdabına düşürmüştü bir kere
Tutamadılar ellerinden, ey sevgili.

Seni bilmek değil sadece, yolunda yürüyen olmak isterdim.
Güllere dokunan değil sadece, kokusuyla yanmak isterdim.
Yine aynı gurura yenik düşüyor nefisler
Güllerin dikenlerine bakıyor,
Hayatın hep dikenlerine takılıyoruz.
Putlarımız öylesine çoğaldı ki şimdi
Çağdaşlık gururuyla yaşıyoruz sanki cehalet devri.

Hırs- Öfke- Nefret ve Zulüm
Bir mirasyedi gibi tüketti insanlığı ve dünyayı.
Hep söylemlerde insan hakları, hoşgörü ve anlayış
Çözemedi çağdaşlık, hiçbir problemi sensiz.
Güldeki koku, Lütuf, Rahmet,Rahman ve Rahim ne demek
İman ne demek.

İnsanlık; Erdemi, Sevgiyi, Sevginin Kaynağını arıyor.
Fikirler arayış içinde, akıllar şaşkın.
Ey alemlere rahmet gelen sevgili,
Sana muhtaç insanlık.
Ruhlarımız seni arıyor, özlerken seni derinden.
Nefislerimiz girdaba döndü, ateşler çekiyor.
Dağlar utanıyor yaptıklarımızdan
Devriliverecek üzerlerimize.

Ya Resûlallah...
Taif'teki duanı bir daha, bir daha söyle
Hürmetine yağsın, hidayet nurları gönüllerimize
Öğrenecek bir gün, öğrenmeye muhtaç cihan.
Erdemine muhtaç Ey Nebî...

Biliriz ırmağa katılmadan deryaya ulaşılmaz.
Düşmeden enâniyete, "damlayım ben de" diye,
Vadilerde kuruyan dereler gibi değil,
Sevgi ırmağına katılıp, deryaya erişmek.
Görünen her karanlığa, seninle ışık olmak isterdim.


Şimdi Akabelere hazır gençlerimiz var
Değil artık öyle. Gel Ey Nebi demek nafile
Yöneldik hakkın yoluna, yolundur hedefimiz.
Kayboluruz sensizlikte
Nazar eyle, Nur ol gönüllerimize
Bir haber gönder nesebin seyyidlerle,
Akabelerde buluşmak isteriz.

Ey Alemlere Rahmet olan Sevgili
Al yine ellerimizi ellerine,
Bedir'de eylediğin duayı, bir de bizim için söyle...
Seni model olmayı, sünnetine sarılmayı, imanı yaşamayı
Allah'a kul olmayı...

Ya Rab nasib eyle, secdelerde gör bizi, gençlerimizle
Ashab olamayız, zaman geri dönmez ki,
Misafiriz burada, rüyalarda görüşmek,
Asıl vatan ora, orada buluşmak
Ölüm dedikleri, dosta kavuşmak
Korkmadan severek ölebilmek derim.

Buyurmuşsun,
"Yıllar sonra beni görmediği halde
Beni çok seven gençler olacak,
Onları görmeyi ne çok isterdim."
Keşkeşan'da bir yıldız da ben
O gençlerden biri de ben olmak isterdim.

selam ve dua ile kardeşim.Allah c.c. razı olsun.hoşça bakın zatınıza...vesselam

May 21
ahmed akwrote:

Birkaç bîçare gençlere verilen bir tenbih, bir ders, bir ihtardır

 

Birgün yanıma parlak birkaç genç geldiler. Hayat ve gençlik ve hevesât cihetinden gelen tehlikelerden sakınmak için tesirli bir ihtar almak isteyen bu gençlere, ben de, eskiden Risâle-i Nur'dan meded isteyen gençlere dediğim gibi, dedim ki:
Sizdeki gençlik katiyen gidecek. Eğer siz daire-i meşrûada kalmazsanız, o gençlik zâyi olup başınıza hem dünyada, hem kabirde, hem âhirette kendi lezzetinden çok ziyâde belâlar ve elemler getirecek. Eğer terbiye-i İslâmiye ile, o gençlik nimetine karşı bir şükür olarak, iffet ve nâmusluluk ve tâatte sarf etseniz, o gençlik mânen bâkî kalacak ve ebedî bir gençlik kazanmasına sebep olacak.
Hayat ise, eğer imân olmazsa veyahut isyan ile o imân tesir etmezse, hayat zâhirî ve kısacık bir zevk ve lezzetle beraber, binler derece o zevk ve lezzetten ziyâde elemler, hüzünler, kederler verir. Çünkü insanda akıl ve fikir olduğu için, hayvanın aksine olarak hazır zamanla beraber geçmiş ve gelecek zamanlarla da fıtraten alâkadardır. O zamanlardan dahi hem elem, hem lezzet alabilir. Hayvan ise, fikri olmadığı için, hazır lezzetini, geçmişten gelen hüzünler ve gelecekten gelen korkular, endişeler bozmuyor. İnsan ise, eğer dalâlet ve gaflete düşmüş ise, hazır lezzetine geçmişten gelen hüzünler ve gelecekten gelen endişeler o cüz'î lezzeti cidden acılaştırıyor, bozuyor; hususan gayr-i meşrû ise, bütün bütün zehirli bir bal hükmündedir.
(...)

İşte hayat böyledir. Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz, hayatınızı imân ile hayatlandırınız ve ferâizle zînetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhâfaza ediniz.
(...)
Elhâsıl: Gençlik gidecek. Sefâhette gitmiş ise, hem dünyada, hem âhirette binler belâ ve elemler netice verdiğini ve öyle gençler ekseriyetle sû-i istimâl ile, israfât ile gelen evhamlı hastalıkla hastahânelere ve taşkınlıklarıyla hapishânelere veya sefâlethânelere ve mânevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhânelere düşeceklerini anlamak isterseniz, hastahânelerden ve hapishânelerden ve kabristanlardan sorunuz. Elbette hastahânelerin ekseriyetle lisân-ı halinden, gençlik sâikasıyla israfât ve sû-i istimâlden gelen hastalıktan enînler, eyvahlar işittiğiniz gibi, hapishânelerden dahi, ekseriyetle gençliğin taşkınlık sâikasıyla gayr-i meşrû dairedeki harekâtın tokatlarını yiyen bedbaht gençlerin teessüflerini işiteceksiniz. Ve kabristanda ve mütemâdiyen oraya girenler için kapıları açılıp kapanan o âlem-i berzahta, ehl-i keşfe'l-kuburun müşâhedâtıyla ve bütün ehl-i hakikatin tasdikiyle ve şehâdetiyle, ekser azablar gençlik sû-i istimâlâtının neticesi olduğunu bileceksiniz.
Hem, nev-i insanın ekseriyetini teşkil eden ihtiyarlardan ve hastalardan sorunuz; elbette, ekseriyet-i mutlaka ile esefler, hasretler ile, "Eyvah, gençliğimizi bâd-i hevâ, belki zararlı zâyi ettik! Sakın bizim gibi yapmayınız" diyecekler. Çünkü, beş on senelik gençliğin gayr-i meşrû zevki için, dünyada çok seneler gam ve keder ve berzahta azab ve zarar ve âhirette Cehennem ve sakar belâsını çeken adam, en acınacak bir halde olduğu halde, "Er-râzî bizzarari lâ yunzeru leh" sırrıyla hiç acınmaya müstehak olamaz. Çünkü, "Zarara rızâsıyla girene merhamet edilmez ve lâyık değildir."
Cenâb-ı Hak bizi ve sizi, bu zamanın câzibedar fitnesinden kurtarsın ve muhâfaza eylesin. Âmin.
Bediüzzaman Said Nursî, Sözler.
selam ve dua ile kardeşim

May 10

ıÜüGÜL´ü kokladım,terindir diye Seyrine daldım,yüzündür diye Yaprağına dokundum,tenindir diye Ben GÜL´e vuruldum,SANA benziyor diye…

May 6
 
Feb. 15
Feb. 14
Feb. 6
ahmed akwrote:
ONUNCU KELİME : وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ Yâni: O Vâhid'dir, Ehad'dir, herşey'e kadirdir. Hiçbir şey O'na ağır gelmez. Bir baharı halketmek bir çiçek kadar O'na kolaydır. Cennet'i halketmek, bir bahar kadar O'na rahattır. Her günde, her senede, her asırda yeniden yeniye icad ettiği hadsiz masnûatı, nihayetsiz kudretine nihayetsiz lisanlarla şehadet ederler. İşte şu kelime dahi şöyle müjde eder. Der ki:

Ey insan! Yaptığın hizmet, ettiğin ubûdiyet boşuboşuna gitmez. Bir dâr-ı mükafat, bir mahall-i saadet, senin için ihzar edilmiştir. Senin şu fâni dünyana bedel, bâki bir cennet seni bekler. İbâdet ettiğin ve tanıdığın Hâlik-ı Zülcelâl'in va'dine îman ve îtimad et. O'na va'dinde hulfetmek muhaldir. Kudretinde hiçbir cihetle noksaniyet yoktur. İşlerine acz müdahale edemez. Senin küçük bahçeni halk ettiği gibi, Cennet'i dahi senin için halk edebilir ve halk etmiş ve sana va'd etmiş. Ve va'dettiği için, elbette seni onun içine alacak.

Mâdem bilmüşahede görüyoruz. Her senede, yer yüzünde, hayvanat ve nebatatın üçyüzbinden ziyade enva'larını ve milletlerini, kemâl-i intizam ve mîzan ile, kemâl-i sür'at ve suhûletle haşr edip, neşreder. Elbette böyle bir Kadîr-i Zülcelâl, va'dini yerine getirmeğe muktedirdir. Hem mâdem; her senede, öyle bir Kadîr-i Mutlak; Haşrin ve Cennet'in nümunelerini binler tarzda îcad ediyor. Hem mâdem;bütün semâvî fermanları ile saadet-i ebediyeyi va'd edip, Cennet'i müjde veriyor.

Hem mâdem; bütün icraatı ve şuunatı hak ve hakikattır ve sıdk ve ciddiyetledir; hem mâdem âsârının şehadetiyle bütün kemâlât, O'nun nihayetsiz kemâline delâlet ve şehadet eder. Ve hiçbir cihette naks ve kusur O'nda yoktur. Hem mâdem, hulfulva'd ve hilâf ve kizb ve aldatmak, en çirkin bir haslet ve naks ve kusurdur. Elbette ve elbette; O Kadîr-i Zülcelâl, O Hakîm-i Zülkemâl, O Rahîm-i Zülcemâl, va'dini yerine getirecek, saadet-i ebediye kapısını açacak, Âdem babanızın vatan-ı aslîsi olan Cennet'e sizleri ey ehl-i îman idhal edecektir...Risalei Nur Asay-ı Musa 10.Hücceti imaniye

 

selam ve dua ile...

Feb. 2
Feb. 1

 

SELAMALEYKÜM SAYGI DEĞERLİ ARKADAŞIM  SAYFANIZ  GÜZEL  OLMUŞ  DEVAMINI  DİLİERM  ALLAH  EMANET OL

Jan. 31